Subjektivizm ve objektivizm, felsefi anlamda ahlaki yargıların doğasına dair iki temel perspektifi temsil eder. Bu iki yaklaşım, bireylerin ve toplumların değer sistemlerini nasıl anladıkları ve değerlendirdikleri konusunda önemli farklılıklar ortaya koyar. Subjektivizm, bireysel deneyim ve duyguların, değerlerin belirlenmesinde merkezi bir rol oynadığını savunurken, objektivizm, değerlerin bağımsız ve evrensel gerçekler olarak var olduğunu iddia eder. Bu bağlamda, iki yaklaşımın da felsefi tartışmalara katkıları büyüktür.
Subjektivizm ve objektivizm, değer yargılarının ve ahlaki değerlendirmelerin temelinde yatan iki farklı yaklaşımı ifade eder .
Subjektivizm, ahlaki ifadelerin bireyin kişisel arzularını veya duygularını yansıttığını savunur . Bu yaklaşıma göre, "X iyidir" demek, sadece X'in onaylandığı anlamına gelir ve X'in nitelikleri hakkında nesnel bir bilgi vermez .
Objektivizm ise değerlerin nesnenin kendisinde var olduğunu ve evrensel olduğunu öne sürer . Bu yaklaşıma göre, ahlaki uyum, tüm insanların ortak bir davranış biçimini benimsemesiyle mümkündür ve dolayısıyla ahlaki yargılar kişisel olamaz .